benden daha fazlası

occupygezipics:

A man draws a picture of M. K. Ataturk on the wall.

az laf çok iş direniş ruhu, kurtuluş ruhu burada

occupygezipics:

A man draws a picture of M. K. Ataturk on the wall.

az laf çok iş direniş ruhu, kurtuluş ruhu burada

occupygezipics:

A young protester offers pastry to police. The police decline the offer.

occupygezipics:

A young protester offers pastry to police. The police decline the offer.

occupygezipics:

According to reports, Starbucks near Taksim Square closes its doors to protesters. Earlier reports however, mentioned the very same branch offering water to those affected by teargas
mado’dan sonra bir starbucks boykotu başlamalı

occupygezipics:

According to reports, Starbucks near Taksim Square closes its doors to protesters. Earlier reports however, mentioned the very same branch offering water to those affected by teargas

mado’dan sonra bir starbucks boykotu başlamalı

PERKÜSYONİZM

-Bir dünya görüşün, idealin var mı?
- Tabii ki var, ben bir perküsyonistim. Sadece gürültü çıkarabildiğin zaman var olursun, diğer zamanlarda sürüden birisin, bıkmadan, usanmadan, düşünmeden hep aynı şeyleri yapar durursun. Ben buradan yola çıkarak perküsyonist olmaya karar verdim. O gün bu gündür, gürültü tercihim.
-İlk defa duyuyorum, sonuçta amacın ne?
-En büyük gürültüyü çıkarmak.
-Nasıl yapacağına karar verdin mi?
-Vermiş olsam da sana söylemem yasak.
-Yasakları kim koyuyor?
-Biz perküsyonistler, her birimiz kendimize bir yasak bulup toplantıda açıklıyoruz, kabul ediyorlar ve kural olarak uygulamaya koyuluyor. Eskiden az kişiydik, şimdi çok kalabalığız ve bir yığın yasağımız var.
-Senin bulduğun yasak neydi?
-Elektrikli battaniye kullanmamak
-Bunu öğrendiğim iyi oldu. Ya sana bir elektrikli battaniye hediye etseydim?
-Fişe takmaz sadece battaniye olarak kullanırdık.
-Üye olmanın şartı ne?
- Önce kendine bir yasak ve çığlık bulacaksın. Kürsüye çıkıp yasağını söyledikten sonra çığlığını atacaksın. Çığlık sana özel olmak zorunda, sonra üyelerden biriyle kalabalık bir yerde seks yapacaksın ve aidatı yatıracaksın, bu kadar. Kolay değil mi?

Nazireler

Şüphesiz ki Oğuz Atay ‘Bat dünya Bat’ derken BAT: Birbirini Anlayabilenler Topluluğu’ na selam çakmıştır. İsim değişikliğine giderek darbe döneminden sonra tekrar kurulan BADT: Birbirini Anlayabilen Deliler Topluluğu’ nu zamansız, yersiz, bi o kadar gereksiz ölümü nedeniyle göremeyen Oğuz Atay, birazcık daha uzun yaşasaydı bu örgütü kendi eliyle kurmaktan çekinmeyecekti. Gerek düşünceleri gerek marşlarıyla bu örgütün fikir babası olan Oğuz Atay, ‘disconnectus erectus’ ların bir köşede toplanılmasını savunan Olric’in Efendisi, çırpınıp duran ama hareket edemeyen bu acınası hayvanların yeni yeri BADT’ ın bugünkü halini görse heyecandan küçük dilini yutardı. Ben ki sana ‘efendimiz’ diyemem sevgili dostum; sen bize aitsin. Gör halimizi gör bizleri:
Hepimiz odaların, sınıfların, sayfaların köşesinde kaldık. Ağlıyoruz. Sebeplerini sayarak hıçkıra hıçkıra ağlıyoruz. BATtık. Dibine kadar BADTtık. Dibine baktıkça (karanlığı hissedince insanlardan ötürü) saklanmak için daha iyi, daha önemli sebepler bulduk. Biz de senin gibi saklandık Selim. Mühendis olduk, avukat olduk, doktor olduk… Biz hep bir şeyler bulduk.
Günahlarımız çok fazla. Ezelden ebede kadar yandık, yanıyoruz ve yanacağız. Anlıyoruz; anlamaya çalışıyoruz. Yanacağız. Cehennemliğimiz hepimiz; dünyevi olduğumuz için ve dünyaya ait hiçbir şeyimiz de yok. Bir evimiz bile yok.

“Yaşadığımız dünyada her şey kesin çizgilerle belirlenmiş sanki. Var olan roller, kalıplar, yargılar, düzenler ve düzensizliler içinde, kendi çizgimizde dümdüz yaşayıp gitmeye çalışıyoruz. Yanlışlıklar yapmaktan çok korkarak alışılmış oyunları oynuyoruz. Aynı saatlerde aynı yollardan işe gidip geliyoruz.Hiç düşündün mü her şey ne kadar aynı? Çevremizde aynı insanlar, aynı kaygılar, aynı sıkıntılar ve sevinçler. Durmadan konuşuyoruz ama ne konuşuyoruz? Evlerde, lokanta ve barlarda, sokaklarda, parklarda hatta düşlerimizde bile, konuşarak bu aynılıktan kurtulmayı umuyoruz. Ben diyoruz, ben böyleyim, böyle severim, şöyle isterim, bunu yaparım. Dondurulmuş düşünceler, belletilmiş öğretiler ve sınırlı seçeneklerle oluşturulmuş bir dünyada dibe batmamak için çırpınıp duruyoruz böylece. Ne kadar sıkıcı bütün bunlar… Sıkılıyoruz elbette ve sıkıldığımızda biri çıkıp bizi tutkuyla sevsin ve sevilmeye değer olmak düşüncesi yüzünden ayrıcalık kazanalım istiyoruz.”
— Ölü Erkek Kuşlar, İnci Aral (via portakalyokusu)
“İnsanların en zayıf yanları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden, inanmak için çırpınan kalabalıktır.”
— İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (via portakalyokusu)
bluepueblo:

Literary Portal, Dartmouth, New Hampshire
photo via jwd

bluepueblo:

Literary Portal, Dartmouth, New Hampshire

photo via jwd

(via must-have)